Ben giderim adım kalır, Dostlar beni hatırlasın. Düğün olur, bayram gelir, Dostlar beni hatırlasın.
Sen dost bağında yeşeren en nadide çiçeklerden biriydin. Çiçek, senin dünyanı karartsa da sen ruh dünyandan diline dökülen dizelerle bir millete doğru yolu gösterdin. Kah sazının telinden, kah ışık olup yayılan dizelerinden en buhranlı dönemlerde bile yol gösterici oldun. Dilediğin şey oldu, sen ebediyete gittin adın kaldı; yıllar geçti, devirler değişti sen unutulmadın, hep hatırlandın. Başta Sivaslılar olmak üzere tüm Türkiye, verdiğin öğütleri kendine rehber edindi. Ne kadar da doğru söylüyordun; Birleşiriz bir bayrağın altında Biz Türklerin ikilik yok aslında Yanar tutuşuruz vatan aşkında Hepimiz bu yurdun evlatlarıyız. Çok şükür ki, harfiyen idrakindeyiz; nesiller değişse de, bizler dediğin çizgideyiz ve bu çizginin dışına da taşmayacağız. Sen yaşarken sana kızanlar vardı, bölüp ayırmak, parçalayıp kutuplaştırmak isteyenlerin hedefi idin; onlar “Şuyuz, buyuz” derken sen inadına “Biriz, beraberiz” diye haykırdın. Sen sustun sazın dile geldi, sazını bıraktın dizelerin dilden dile ülkeyi dolaştı. Ne ülkenden vazgeçtin, ne kimliğinden, ne dininden ne de insana olan sevginden. İkiyüzlülüğü de gördün, riyayı da, ayrımcılığı da. Bunun için en sadık dostunu geldiğimiz yerden, topraktan seçtin. Geldiğimiz yeri de gideceğimiz yeri de dizelere nakşettin. Havaya bakarsam hava alırım Toprağa bakarsam dua alırım Topraktan ayrılsam nerde kalırım Benim sadık yarim kara topraktır. Sen sadık yarine kavuşalı 35 yıl oldu. Biz senin bu topraklarda, bizim ocağımızda yaşadığın için duyduğumuz gururla avunuyoruz. Ama senin mesajlarını da her daim kendimize ilke edinmeye devam ediyoruz. Senin istediğin gibi dostların seni unutmadı. Sadece ölüm yıldönümlerinde değil, her zaman hatırlıyor ve hatırlamaya devam edecek. Can bedenden ayrılacak, Tütmez baca, yanmaz ocak, Selam olsun kucak kucak, Dostlar beni hatırlasın. Ruhun şad olsun. (Hakikat) |